Selen Hiçyılmaz – Yaşlı Ağacın Sırrı
Rize, Pazar, Pazar Ahmet Tahtakılıç Ortaokulu
Yemyeşil bahçesi olan, sessiz ve huzurlu bir köyde Sinem adında küçük bir kız yaşıyormuş. Köyün hemen girişinde yıllardır meyve vermeyen, kuru dallarıyla adeta uyuyan yaşlı bir ağaç varmış. Bu sebeple ağaca “Yaşlı Ağaç” ismini vermişler. Köylüler bu ağacın küstüğüne, artık faydasız olduğuna inanıyorlarmış ama Sinem o ağaca her baktığında içinde bir umut ışığı hissediyormuş.
Sinem’in en büyük tutkusu bahçıvanlıkmış. Bir gün babası ona tohumdan yetiştirilmiş minicik, narin bir meyve fidanı hediye etmiş. Babası ona “Bu fidanı Yaşlı Ağaç’ ın yanına dik. Ona iyi bakarsan köyün en lezzetli meyvelerini verecek” demiş. Sinem fidanı büyük bir özenle dikmiş. İlk başta fidan hızla büyüyormuş. Sinem fidanı sevgiyle suluyor, onunla şarkılar söyleyip dertleşiyormuş ama günler geçtikçe fidanın büyümesi yavaşlamış, yaprakları sararmaya başlamış. Sinem üzüntüyle babasına koşmuş.
-Babacığım fidanım neden kuruyor? Oysa ona çok iyi bakıyordum, demiş.
Babası gülümseyerek,
-Bazen güzel şeyler için sabır gerekir. Belki de fidan yanı başındaki Yaşlı Ağaç’ın gölgesinden çekiniyordur. Git ve onlara nasıl davranman gerektiğini düşün, demiş.
Sinem babasının sözlerini düşünüp bahçeye dönmüş. Önce fidanına sarılmış, ona güvendiğini söylemiş. Sonra Yaşlı Ağaç’ın yanına yaklaşarak onu dikkatle incelemiş. Ağacın gövdesinde yılların izleri ve derin yarıklar varmış. Sinem Yaşlı Ağaç’ ın da ilgiye ihtiyacı olduğunu fark etmiş.
-Sevgili ağaç sana yeterince saygı göstermedim. Sen köyümüzün en yaşlı ağacısın. Fidanım senin bilgeliğinden yararlanmalı, demiş.
Sinem o günden sonra her ikisiyle de ilgilenmeye başlamış. Yaşlı Ağaç’ın etrafındaki yabani otları temizlemiş, kuruyan dallarını kesmiş ve gövdesine mineral dolu toprağı dökmüş. Köylüler Sinem’ e şaşkınlıkla bakıyormuş. Boşuna uğraştığını düşünüyorlarmış ama Sinem sabırla çalışmaya devam etmiş. Ondan meyve beklemiyormuş, sevgi ve saygı göstererek onu besliyormuş.
Kış geçmiş, bahar gelmiş. Yaşlı Ağaç ilk kez tomurcuklanmış, ayrıca fidanı da oldukça canlıymış. O yaz küçük fidan ilk kez meyvelerini vermiş. Sinem sevinçle babasına koşmuş. Babası gülümsemiş,
-Görüyorsun Sinem fidanın büyümek için, Yaşlı Ağaç’ın da canlanmak için sevgi ve saygıya ihtiyacı varmış. Sen de sabırla bu güzel sonuca ulaştın, demiş.
Sinem iki ağacın da birbiriyle uyum içinde olduğunu görmüş. Sinem o gün anladı ki hayatın en değerli bahçesi sabırla yeşeren, sevgiyle sulanan ve saygıyla büyüyen kalplermiş ve bu bahçenin meyveleri, dünyanın en tatlı meyveleriymiş.