Rize/Merkez, Şehit Erhan Dural KAİHL

21. yüzyıl becerileri nelerdir?

İçinde bulunduğu yüzyılı anlamak isteyen eğitimcilerin, bilim insanlarının sık karşılaştığı bir adlandırmadır 21.yüzyıl becerileri. Bu karışlamada; eleştirel düşünme, yenileşim (inovasyon), problem çözme, yaratıcılık, iletişim ve işbirliği, medya okuryazarlığı başta olmak üzere okuryazarlıklar, esneklik, uyum, hesap verebilirlik, liderlik gibi birçok beceriden oluşan bir kelime listesi oluşmuştur bile. Burada sayılan becerilerin hepsi enine boyuna üzerine konuşulması gereken kavramlardır. Bunlar arasında eleştirel düşünme, problem çözme, inovasyon, medya okuryazarlığı daha çok kullanılır.

Varoluşu anlayan, tarihi, hafızası, anlatısı olan insana bakan boyutuyla listede ilk sırada olması gereken becerinin iletişim becerisi olması kavranabilen bir gerçektir. Bugün aşırı iletişimin, iletişimsizlik getirdiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu iletişimsizlik; uzaktan olanın televizyon eliyle yürütüldüğü 1990’lı yıllarda karşılığını bulan “enformatik cehalete”[1] günümüzde “kalabalık yalnızlığa[2] yakın bir zamanda da “dijital vicdana”[3] evrilerek gelişimini sürdürüyor. Eylemsiz merhamet, çorak, vicdani körlük, tek tipleşme, dijital vicdan gibi kelimler önce toplumsal hayatta beceri seviyesine yükseliyor, ardından yılın kelimesi olmaya hak kazanıyorlar. Belki sosyo-psiko-dilbilimsel olan bu sürecin ortak paydası iletişimsizliğin artıyor olmasıdır. Hal böyle iken temel iletişim becerileri ile temel insanı beceriler arasındaki ilişkiyi de gözlemleme fırsatı buluyoruz. İletişim, diğer becerileri içine alan makro-sistemdir.

21.yüzyılın yukarıda sayılan becerilerinin ilerleme ve gelişmede, dünyaya ayak uydurmada yerinin ne olduğu onların değerle ve kültürel birikimle sınamasından ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesiyle alakalıdır. İnsana bakan boyutuyla beceri, statik, algoritmik ve mekanik değildir. İnsanı merkeze alan bir yaklaşımda becerinin çalışıp çalışmadığı; öznenin eserinde, aile yapısında, toplumunda, uluslararası ilişkilerde ortaya çıkar. Yapabildiklerimle neleri yaşıyorum, yeteneklerim esere veya davranışa dönüştüğünde yaşamım nasıl şekilleniyor?

Beceri ile etkileşim arasında nasıl bir ilişki vardır?

Beceriler etkileşimle kazanılır. Eğitim ortamlarında paydaşların etkileşimi; öğrenciye sosyal duygusal becerilerin, okuryazarlık becerilerinin –ve daha fazlasının- kazandırılmasını amaçlar. Bu insan insana bir etkileşimdir. İnsan-medya veya insan-dijital ortam etkileşiminin paradigmalarını, kodlarını, davranışa dönüşmüş hallerini de paydaşların davranışlarında gözlemlemek mümkündür. Dijital ortamda zaman kullanımı ve içerik tüketimine yönelik olan istek (motivasyon) bilgi ve beceri kazanmaya yönelik isteğin bir adım ötesindedir. Varoluş mantığı sebebiyle dijital olanın kontrol edilebilir bir deseni, müfredatı, uzun süreli yapısı yoktur. Bu ortamdaki etkileşim insan-insana etkileşimin aksine daha çok fiziksel ve ruhsal deformasyon olarak karşılık bulur. Becerileri elde etmeye çalışırken deformasyonu, tehlikelerini, becerileri tersine çevirecek yönlerini bertaraf etmek yerinde bir davranış olacaktır.

Etkileşimli Örnekler: Ekran karşısında edilgen izleme biçimlerinin dikkat eksikliği, düşünmede tutukluk, beyin sisi, beyin çürümesi (brain rot) öğretilmiş otizm, ego sörfü gibi patolojik yapıların eleştirel düşünmeyi, yaratıcılığı, problem çözmeyi, merhameti ve birlikte yaşama kültürünü saf dışı bırakması. Ekran karşısında ortalama beş saat geçirip e-mail göndermeyi bilmemek. ChatGPT’ye ödev yazdırıp cümle kuramamak. İndirgemeci bir yaklaşımla dijital olanı her şeyin ölçütü görüp dijital ortama odaklanmak, gerçeklik algısının kaybolması gibi olumsuz etkileri sıralanabilir.

Medya okuryazarlığına bir göz atalım:

Okuryazarlık: herhangi bir durumda bulunduğu ortama uygun eylemi gerçekleştirmek için zihinsel becerilerin yerinde kullanılmasıdır. Okuryazarlık davranışı düzenlemeye yönelik olduğu için bir adım önden gider ve yaşam kalitesini beraberinde getirir. Tahakkümüyle orantılı olarak “medya okuryazarlığı” diğer türlerinden daha fazla gündemdedir. Medya okuryazarlığının ilk adımını zihinsel süreçleri -düşünmek, anlamak, davranış geliştirmek- doğru yöneterek içinde bulunulan ortama uygun davranışları gerçekleştirme becerisi oluşturur. Hızla kavramsallaştırılan web 3.0, web 4.0’dan hareketle eğitime uyarlanan eğitim 3.0, eğitim 4.0 yaklaşımları; öğrencinin etkin olduğu, yapay zekâ destekli uygulamaların öğrenci tarafından öğrenme, içerik üretme, beceri geliştirme araçları olarak kullanılmasını hedefler. Doğru bir entegrasyon ile öğrenci bu alanda öğrenebilir, bilgiyi işleyebilir; endüstriyel olarak ilerleme ve gelişmeye katkı sağlayabilir. Öğrencilerin 4.0 olarak adlandırılan araçları kullanma becerisi burada ortaya çıkar. Kullanım alışkanlıklarından dolayı, sosyal medya uygulamalarında geçirilen süre ile dijital eğitim platformlarında geçirilen süre (öğrenme, tasarım, içerik üretme, ilerleme, gelişim, etkili medya okuryazarlığı) ters orantılıdır. Genelde dijital olan eğitime değil de eğitim dışı içeriklerin (!) hızla tüketildiği içinden çıkılması zor çevrim içi bir labirente dönüşür.

İki yarım istatistik: 2025 yılı itibarıyla 16-24 yaşa aralığındaki bireylerin yapay zekâ kullanım oranı %39.4, aynı istatistiklere[4] göre bireylerin %31.4’ü yapay zekâyı örgün eğitim için kullandı. Burada 4.0 araçları bilinçli kullanan bireylerden mi bahsediliyor yoksa ödevini chatGPT’ye yaptıran lise öğrencilerinden mi? Yapay zekâyı iyi bir asistan olarak kullanan öğrencilerden mi? Becerilerini geliştiren öğrenciler elbette fark yaratacaktır.

Beceriler ne zaman kazanılır?

Bloom’un İnsanın Nitelikleri ve Okulda Öğrenme adlı kitabında yer alan bilişsel giriş davranışlarının erken yaştan başlamak üzere ilk, orta, yükseköğretimi etkileyen temel bir nitelik olduğu bulgusunu enformasyonun insanı edilgen kılan işleyişiyle birlikte düşünmek gerekir. Ön öğrenmeleri şekillendiren bilişim araçlarını düşünün. Kullanım alışkanlıkları, bilişsel süreçleri şekillendirir ve bu da eğitim sürecine, okul yaşam kalitesine etki eder. Aşırı bilginin ve amacına uygun kullanılmayan dijital araçların eleştirel düşünmeyi, problem çözmeyi, yaratıcılığı, nihayetinde öğrenmeyi olumsuz etkilediği bu alandaki birçok makalenin, kitabın araştırma bulguları arasındadır. Enformasyon Bombası (Paul Virilio), Çalınan Dikkat (Johann Hari), Ekran Çocukları (M. Küskü Shcmidt), Enfokrasi (Byung-Chul Han), Dijital Çocuk (Kemal Sayar-Sezin Benli) ve bunlar gibi birçok kitapta ekran-çocuk etkileşiminin nelere mal olduğunu okuma fırsatı buluruz. Bunun yanında medya okuryazarlığını öğreten destekleyen onlarca kitapta yazılmıştır. Kullanılan araçların olumsuz etkilerini azaltmak, araçlar üzerinde kontrol sağlamak, bilişim teknolojilerini eğitimin doğasına uygun konumlandırmak zorundayız.

Mesleki becerilere doğru!

Çocuğun gelişim aşamasında durum böyle iken 21.yüzyıl becerileriyle öğretmenin mesleki yeterliği arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği, düşünülmeye muhtaç bir konudur. Popüler tanımlar bir yana zihinsel esneklik (nöro-plastisite) mesleki gelişimin bir parçasıdır. Öğretmen, statikliği olduğu kadar hareketliliği, değişimi olan bir eğitim ortamında eylemlerini sürdürür. İletişim donanımı: Hangi öğrenci kitlesine yönelik iletişim? Dijital Yerlilere mi? Mizaç, bireysel farklılıklar, aile yapısı, öğrenme bozuklukları iletişimin neresinde yer alıyor? Sınıf yönetimi: Hangi sınıf? Ters yüz sınıf (flipped classroom) mı? Öğrenmeyi öğrenmiş öğrencilerin etkin olduğu bir sınıf mı? Öğretim programı: Uygulayıcısı olduğumuz programı ne kadar tanıyoruz? Materyal tasarımı mı? 4.0 bir materyal mi yoksa analog, geleneksel bir materyal mi? Okul dışı mı, öğrenme stilleri mi, hazırbulunuşluk mu? Bizde bu öğrenci profili yok deyip kenara çekilmek mi? Mesleki yeterliliğin bileşenlerini, 21.yüzyıl becerilerini de dikkate alarak gözden geçirmek yerinde olacaktır.


[1] Nabi Avcı’nın Enformatik Cehalet isminde bir kitabı bulunmaktadır.

[2] 2024 yılı Türk Dil Kurumu yılın kelimesi.

[3] 2025 yılı Türk Dil Kurumu yılın kelimesi.

[4] Yapay Zekâ İstatistikleri 2025, TÜİK