Nisanur Hiçyılmaz – Özgürlük Köşesi
Rize, Pazar, Pazar Ahmet Tahtakılıç Ortaokulu
Bölüm – 1: Özgürlüğe Doğru İlk Adım
Küçük bir kasabada yaşayan Elif özgürlüğünü her şeyden çok severdi. Okula giderken yol boyunca esen rüzgârın saçlarını hareket ettirmesini bile özgürlüğün bir işareti olarak görürdü. Ama özgürlüğün sadece istediğini yapmak olmadığını tam olarak bilmezdi.
Bir gün okulda öğretmenleri bir proje verdi:
“Topluma faydalı bir davranış tasarlayın ve uygulayın.”
Elif’in aklına hemen bir fikir geldi. Okul bahçesinde herkesin bir araya gelip rahatça konuşabileceği, tartışabileceği bir özgürlük köşesi yapacaktı. Ama bunu yaparken herkesin birbirine saygı göstermesi ve ortamın sevgi dolu olması da şarttı.
Arkadaşları ilk başta şaşırdı.
“Elif, herkes fikrini söylerse çok kavga çıkar ama” dediler.
Elif ise gülümseyerek cevap verdi:
“İşte tam da bu yüzden saygı önemli! Özgür olmak, başkalarının özgürlüğüne zarar vermeden konuşmak demektir.”
Bir hafta boyunca çalıştılar. Renkli pankartlar hazırladılar, rahat oturabilmek için minderler koydular. Girişe de “Sevgiyle konuş, saygıyla dinle” yazdılar.
Köşe açıldığında inanılmaz bir şey oldu. Normalde anlaşamayan arkadaşlar bile birbirini dinlemeye başladı. Herkes düşüncesini özgürce söyledi ama kimse kimseyi kırmadı. Çünkü artık özgürlüğün sırrını anlamışlardı.
Özgürlük, sevgi ve saygı olmadan yaşanamazdı.
Öğretmenleri projeyi görünce çok gururlandı.
“Elif, sen sadece bir köşe yapmadın, okulumuza yeni bir kültür kazandırdın.” dedi.
Elif içinden rüzgar gibi hafif bir mutluluk hissetti. Gerçek özgürlüğün birlikte var olan sevgi ve saygı olduğunu artık çok iyi biliyordu.
2. Bölüm: Birlikte Konuşmanın Gücü
Özgürlük Köşesi okuldaki herkesin ilgisini çekmeye başlamıştı. Teneffüs saatlerinde kalabalık olduğundan öğretmenler de sırayla gelip öğrencileri dinliyordu.
Bir gün sınıftaki iki öğrenci, Mert ve Eylül, uzun zamandır aralarında olan bir tartışmayı çözmek için köşeye geldi. İkisi de aynı anda konuşmak isteyince ortam gerildi.
Elif araya girip sakin bir sesle:
“Unutmayın… Önce sevgi, sonra saygı. Birbirimizi dinlersek özgürce konuşabiliriz.” dedi.
Mert derin bir nefes aldı:
“Tamam… Önce ben anlatayım, sonra sen dinlersin. Sonra ben seni dinlerim.” dedi Eylül’e bakarak.
Bu bile başlı başına büyük bir değişimdi.
İki arkadaş konuşmaya başladıkça aslında aynı şeyi istediklerini fark ettiler. Birbirlerinin düşüncelerine değer vermesi konuşmayı kolaylaştırdı.
Konuşma sonunda ikisi de gülümsüyordu.
Eylül, Elif’e dönüp:
“Buraya gelmeseydik asla başaramazdık.” dedi.
Mert de başını sallayarak:
“Özgürce konuşunca insanın içi rahatlıyor. Dinlemek de çok güzelmiş.” dedi.
Bu olaylardan sonra Özgürlük Köşesi daha da ünlendi. Okul müdürü bile Elif’i yanına çağırdı.
“Elif, sen sadece bir fikir üretmedin. İnsanların birbirine sevgi ve saygıyla yaklaşması için bir alan kurdun. Bu okulda herkes seni örnek almalı.” dedi.
Elif’in yüzünde gururlu bir ifade vardı ama yine de mütevazıydı:
“Ben sadece herkesin kendini rahatça ifade edebilmesini istedim.” diye cevap verdi.
İyi ki böyle bir adım atmışım.
3. Bölüm: İlk Misafirler
Elif’in hazırladığı Özgürlük Köşesi nihayet tam anlamıyla hazırdı. Teneffüs zili çalar çalmaz öğrenciler merakla köşeye doğru koştu. Minderlere oturanlar, rüzgârda sallanan renkli pankartlara bakarak ne olacağını bekliyordu.
İlk gelenler Eylül ve Mert oldu. Aralarında uzun süredir küçük bir tartışma vardı ve artık birbirlerine konuşmakta zorlanıyorlardı.
Elif onları görünce içinden:
“Tam doğru yerdesiniz.” diye geçirdi.
Mert derin bir nefes aldı ve önce o konuştu. Eylül onu bölmeden dinledi. Sonra sıra Eylül’e geldi, Mert dikkatle onu dinledi.
İlk defa birbirlerini söz kesmeden dinliyorlardı. Konuşma ilerledikçe ikisi de aslında aynı şeyi istediklerini fark etti.
Elif onları izlerken gururlandı. Çünkü özgürlüğün sırlarından birini daha öğrenmişti:
İnsanları anlamaya çalışmak, onlara değer vermek…
Konuşma bittiğinde Mert ve Eylül birbirlerine gülümsedi.
Eylül:
“Burası iyi geldi. Kendimi rahat hissettim.” dedi.
Mert de:
“Galiba saygıyla dinleyince insan gerçekten rahatlıyor.” dedi.
Elif’in içi sevinçle doldu. Özgürlük Köşesi ilk sınavını başarıyla geçmişti.
4. Bölüm: Üç Değerin Mucizesi (Final)
Özgürlük Köşesi artık okulun sessiz bir köşesi olmaktan çıkmıştı. Her gün farklı öğrenciler geliyor, bazen konuşuyor, bazen sadece dinliyordu. Elif bunu izlerken içinde küçük bir mutluluk hissediyordu. Çünkü artık yalnızca bir sorun çözülmüyor, insanlar birbirini gerçekten anlamaya çalışıyordu.
Bir gün teneffüste Elif köşeye geldiğinde üç öğrencinin sessizce oturduğunu gördü. Konuşmaya çekiniyorlardı. Elif yanlarına yaklaşıp gülümsedi:
“İsterseniz konuşabilirsiniz. Burada kimse yargılanmaz.” dedi.
Elif fark etti ki özgürlük tek başına konuşmak değildi. Biri konuşunca, biri dinleyince, biri de anlayınca gerçek anlamını buluyordu. İşte buna üç değerin mucizesi deniyordu.
Özgürlük Köşesi artık sadece bir köşe değil, üç değerin yaşandığı özel bir yer olmuştu.