Rize, Merkez, Rize Anadolu İmam Hatip Lisesi

Sahibi bilinmeyen mısralarda tanımıştık bırakılmışlığı.

Bir de yalnızlığın inciten sessizliğine yakalanmıştık.

Bir sükûtun şahitliğini mısralarda yapmak zormuş

Yeni anlamıştık susmanın ustura gibi keskinliğini.

Oysa yazamam demiştim de kıramamıştım kalemimi.

Yüreğimdeki kırgınlığa bir kırık daha ekleyememiştim

Yazılmamışları yazacak takat bile bulamazken kendimde.

Sahi ne kalmıştı ki yazılması unutulan şimdiye dek?

Labirent misali manzumlara mı saklayacaktık bizi?

Yoksa defter yapraklarında mı bulacaktık birbirimizi?

Bilemedim, bir yalnızlığa düşüp sus pus oldu etrafım

Diyemedim, gidersen yalnızlığa gömülür her tarafım.

 

Susunca kuraklığın vuruyor, kelimelere susuyorum.

Konuşunca edebe karşı edepsizlikten korkuyorum.

Ne vardı yalnızlığın karşısında şöyle dimdik duracak?

Bir küheylan gibi nara atıp ona meydan okuyacak…

Ve bir cellat misali yalnızlığın boynunu vuracak…

Hüzünlü bir şarkıyı hareketli söyleyenler gibi

Ben de içine düştüğüm yalnızlığa gülüyorum.

Biraz saçma, biraz eğlence, biraz kandırmaca değil mi?

Gözlerinin uçurumunda yine yalnızlığa düşüyorum.

 

Gidemezsin artık arkana bakmadan bir yol boyunca

Caddelerde aradığın yüze rastlamaz gözlerin.

Bir aşk cehenneminde sensizlikten üşüyorum

Anlarsın çaresizliğin vurduğu kelepçeden elleri.

İçimde kımıldayan yalnızlığın sesi bu duyulan,

Mecburi bir molaya yanaşırken, yorgunluktan dizlerin,

İncinirsin, ona ait olan güller sende solunca.

Sana düşen koca bir yalnızlık hayatın payından.

Yavaşça çekilir gündüzümden korkulu gecelerim.

Acıtır bir ses, aklıma geçmişten bir an vurunca.

Anladım ki çaresizdir, kelepçeli ellerim

Gözlerinin siyahı aklıma vurunca

Boğazımda düğümlenir okunası zor dizelerim.