Hümeyra Dilara Cömert – Sevgi Trafiği
Rize, Pazar, Pazar Ahmet Tahtakılıç Ortaokulu
Şehir dediğin şey çok hızlıdır. Bazen de kırmızı ışıkta nedensiz beklersin. Eren’e göre şehir, sabah servisini kaçırıp okula koşarken aynı ayna simit yemekti. O gün de öyle başladı. Bir elinde çanta, diğerinde yarısını yiyip bitirdiği simit…
Okula vardığında zil çoktan çalmıştı bile. Kapıda nöbetçi öğretmenle göz göze geldi.
-Geç kaldın!
-Hayır hocam, dedi Eren nefes nefese.
-Şehir geç kaldı.
Sınıfta herkes güldü. Eren yerine otururken arkasındaki Efe fısıldadı:
-Bugün matematik sınavı var, geçmiş olsun arkadaşım!
Eren iç çekti, matematikle araları kaldırım gibiydi, hep uzaktı.
Öğle arasında Eren okulun bahçesinde otururken kantinden aldığı tost yere düştü. Tam gözleri dolmak üzereydi ki,
-Dur bir saniye!
Bu sesi duyunca gülmemek imkansızdı. Kenan tostu yerden aldı ve üfledi.
-Bak şehirde reflekslerin hızlı olacak.
O günden sonra Kenan ve Eren her teneffüs birlikte vakit geçirmeye başladı. Biri çantasını unutuyordu biri defterini. Biri sınavdan düşük alıyordu, diğeri moral veriyordu. Sevgi bazen kalp çizmek değil, arkadaşının silgisini sürekli kaybetmesine alışmaktı.
Bir gün okulda “Sevgi, Dostluk Günü” etkinliği yapıldı. Herkes kartlar, şiirler hazırladı. Eren ise boş bir kağıda sadece şunu yazdı: Gerçek arkadaş, tostunu düşürdüğünde seninle gülebilen kişidir.
Kağıdı panoya astı. Bu yazı herkesin ilgisini çekti ve yazının önünden geçenler panonun önünde durup yazıyı okudu. Sonra güldü, müdür bile gülümsedi.
Çıkışta şehir yine kalabalıktı. Otobüsler dolu, insanlar aceleciydi. Eren ve Kenan kaldırımda şakalaşırken Eren şöyle dedi:
-Bu şehir bazen çok yorucu değil mi arkadaşım?
Kenan gülümsedi.
-Evet ama birlikteysek eğlenceli.
Eren o an anladı ki sevgi; büyük şehirlerde kaybolmamak, yalnız kalmamak ve hayatı biraz daha komik hale getirmekti. Ardından şehir ona bir kez daha gülümsedi.
Ertesi gün okulda küçük bir sürpriz vardı. Panoya Eren’in yazdığı cümle daha büyük bir şekilde yeniden asılmıştı. Biri de altına kırmızı kalemle şu yazıyı eklemişti: ve tostu paylaşan kişidir.
Eren etrafına baktı, Kenan gülüyordu.
O gün matematik sınavı beklenilenden daha kolay geçti. Servis tam zamanında geldi ve Eren bu sefer simidini düşürmedi. Şehir hala kalabalıktı ama artık daha az yorucuydu. Çünkü Eren şunu öğrenmişti: Sevgi, büyük şehirdeki küçük anlarda saklıydı ve bazen teneffüste karşına çıkabiliyordu.
Ertesi sabah bahçe her zamankinden kalabalıktı. Herkes panodaki yazıyı okuyordu. Biri yazının altına şunu yazdı: Çok doğru.
| “GERÇEK ARKADAŞ, TOSTUNU DÜŞÜRDÜĞÜNDE SENİNLE GÜLEBİLEN KİŞİDİR.” “VE TOSTUNU PAYLAŞAN KİŞİDİR” |
Eren gülümserken yanındaki arkadaşı onu dürttü,
-Bak şehir bile fark etti.
O gün ders esnasında öğretmenimiz bize şöyle bir soru sordu: Sevgi nedir?
-Sevgi… Büyük şehirde bile gülebilmektir öğretmenim, dedim.
Sınıftaki herkes gülümsedi. Gözüm saate ilişti bir an, zilin çalmasına çok az kalmıştı.
Dışarısı, yani şehir hala kalabalıktı ama komikti. Çünkü sevgi bazen ders arasında, bazen trafikte ama en çok da teneffüste okul bahçesinde ortaya çıkardı.
Tam zil çalacakken elektrik kesildi. Etraf bir anda karardı, hemen ardından bir ses geldi.
- Bu da mı sevgi etkinliği öğretmenim?
Herkes gülmeye başladı.
-Evet, dedi öğretmenim.
-Dikkatli bir şekilde, acele etmeden çıkabilirsiniz.
Koridorda büyük bir kaos vardı. Çantalar birbirine çarpıyordu. Biri yanlış sınıfa girdi, diğeri kantine kaçtı ama kimse kızmadı, herkes gülümsüyordu. Bahçeye çıktığımızda şehir hala gürültülüydü. Arabalar, korna sesleri, koşuşturan insanlar… Okulun kapısındayken bir şey daha fark ettik: Hepimiz biraz daha neşeliydik.
Ertesi gün herkes el feneriyle geldi. Kiminin elinde telefon, kiminin elinde oyuncak fener vardı. Müdür,
-Bu ne, dedi.
-Öğretmenim, dün karanlıkta mutlu olmayı öğrendik.
Teneffüste fenerlerle gölge oyunu oynadık. Duvara kocaman kalpler, komik yüzler çizildi. Kantinci bile gülerek fazladan peçete verdi.
Çıkışta şehir yine aynıydı: Kalabalık, gürültülü, aceleci ama yine de hepimiz okul çıkışı gülümsüyorduk. İşte o gün herkes şunu öğrendi: Sevgi, bazen bir şehir dolusu insanı aynı anda güldürebilirdi.
Eren ve Kenan otobüs durağında beklerken yanlarından geçen insanların yüzleri asıktı ve aceleciydiler. Kenan gelip geçen arabalara bakarken şöyle dedi,
-Bugün çok eğlenceli değil miydi?
-Evet, bence de çok güzel geçti.
Eren bugün yürümek istemediği için ikisi de otobüsü bekliyordu ancak otobüs bir türlü gelmeyince yürümek zorunda kaldılar. Yürürken Kenan yanlışlıkla su birikintisine bastı, ayakkabısı ıslandı. Bir anda durdular ve kahkahayı bastılar. Kenan,
-Şehir sürprizlerle dolu.
-Evet, evet her zamanki gibi.
Evlere yaklaştıklarında yolları ayrıldı.
-Yarın yine bekleyeceğim seni Kenan.
-Tamam 8.50’ de buradayım.
Eren eve girdiğinde annesine selam verir. Annesi,
-Günün nasıl geçti Eren?
-Müthiş!
Eren kısa bir süre düşünür ve ardından,
-Komikti anne, eğlenceliydi işte.
O gün Eren şunu anladı: Sevgi; okuldan çıkınca bitmez, eve giderken daha da güzelleşirdi.