Elif Doğa Akman – Yeni Başlangıç
Rize, Ardeşen, Tobb Hayme Hatun Anaokulu
Güneşli, yemyeşil Gülenyüz Ormanı’nda iki iyi dost yaşarmış: Mino ve Lilo. Mino, tıpkı çalışkan bir karınca gibi minik evini kendi elleriyle yapmıştı. Evinin kapısı her zaman tüm dostlara açıktı. Lilo ise tıpkı güler yüzlü bir teyze gibi herkesin yardımına koşmayı çok severdi.
Birbirlerine “Selamünaleyküm!” diye selam verir, en lezzetli Türk lokumlarını paylaşarak yerlermiş. Onlar için dostluk her şeyden önemliydi. Ah, ne yazık ki! Bir gün gökyüzü somurtmuş, simsiyah olmuş. Kocaman, güçlü bir fırtına çıkmış! Rüzgâr “vuuuu, vuuuu” diye esmiş, yağmur “şap şup şup” diye yağmış.
Sabah olunca Mino, gözlerine inanamamış. Minik, şirin evi ne yazık ki yıkılmıştı! Mino çok üzülmüş, kalbi kırılmış. “Şimdi ben nerede kalacağım?” diye evin önünde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış.
Tam o sırada yoldan Mino’nun en vefalı dostu Lilo geçiyormuş. Mino’yu ağlarken görünce hemen yanına koşmuş. “Dostum Mino! Neden ağlıyorsun? Ne oldu sana?” diye sormuş; sesi şefkat doluydu.
Mino, “Evim yıkıldı! Artık kalacak yerim yok!” diye cevap vermiş.
Lilo hemen elini Mino’nun omzuna koymuş. Türk örfünde olduğu gibi zorda kalan dostunu asla yalnız bırakmazmış. “Üzülme dostum, bizde misafirperverlik vardır! Gel benim evime gidelim. Orası senin de evin! Sana sıcacık, mis gibi mercimek çorbası yaparım.” demiş. “Yarın da evin için ne gerekiyorsa el birliğiyle yaparız!”
Mino, Lilo’nun bu sıcak davetine çok sevinmiş, gözleri parlamış. “Teşekkür ederim Lilo, sen gerçek bir dostsun!” demiş.
Birlikte Lilo’nun evine gitmişler. Lilo hemen ocağa çorbayı koymuş. Sofraya peynir, zeytin ve taze ekmek de getirmiş. Yemeklerini yedikten sonra birlikte güzelce dinlenmişler, tatlı tatlı sohbet etmişler. Lilo, misafirine en rahat yeri vermiş.
Türk evlerinde misafirin baş tacı edildiğini, evdeki en güzel şeylerin misafir için hazırlandığını o gece Mino bir kez daha anlamış. Paylaşmak, karınları doyurmak ve güven vermek demekmiş.
Ertesi sabah güneş daha yeni uyanırken Mino ve Lilo erkenden kalkmışlar. Birlikte, tıpkı bir imece geleneği gibi el birliğiyle Mino’nun evini yeniden yapmaya başlamışlar. Lilo güçlü dalları taşımış, Mino çamurlu toprağı karıştırmış. Akşama kalmadan eskisinden daha sağlam, daha güzel bir ev ortaya çıkmış! İkisi de çok yorulmuş ama çok mutluymuş. Mino o gün bir kez daha anlamış ki gerçek dostluk ve yardımlaşma, dünyadaki en güzel şeymiş. En zor anında sana kapısını açan, yemeğini paylaşan dost, can dostu demekmiş. Artık Mino ve Lilo’nun dostluğu, Gülenyüz Ormanı’ndaki tüm ağaçlardan daha köklü ve sağlamdı!