Rize, Çayeli, Çayeli AİHL

Bazı duygular vardır. Ağlayıp anlatamadığımız, hissedip de söyleyemediğimiz, şöyle göğüs ile boğaz arasına takılıp kalan cinsten duygular. İsteriz ki biri çıkıp tercüman olsun dilsiz kalplerimize. İsteriz ki bir millî şair çıksın, çıksın da hisli yüreğiyle bize bizi anlatsın.

Tabii ki bu lütufun sahibi Mehmet Akif’ten başkası olamazdı. Millî Şairimiz; İstanbul’un küçük bir semtinde doğduğunda kimse onun Türk insanının yüreğine dokunan bir şair olacağını bilmiyordu. Yalnız şair mi? Daha önce eşi benzerine rastlanmamış bir sanatçı ve düşünce insanıydı Mehmet Akif ERSOY. Devletinin en buhranlı günlerinde doğan Akif, yaşadığı dönemin şartlarını şiirlerine konu edecek kadar hassas, hiçbir düşünceye körü körüne bağlanmayacak kadar da hür bir kişiydi.

İyi bir dinî terbiye ile yetişmiş olan şair, dinine bağlı örnek bir Müslümandı. Hasta olan komşusu Seyfi Baba’yı ziyaret edecek kadar naif, Çanakkale’de göğsünü siper edebilecek kadar cesaretli, cephede şehit düşen arkadaşının çocuklarının bakımını üstlenecek kadar vefalı, buluşmak için sözleştikleri hâlde buluşmaya gelmeyen dostuyla bütün münasebetini kesecek kadar prensipli, ihtiyacı olduğu hâlde “Millî Marş para karşılığı yazılmaz” diyerek hak ettiği bütün parayı kimsesiz çocuklara bağışlayacak kadar cömert, ilk Kur’an-ı Kerim tercümesini yapacak kadar ilim sahibi bir şahsiyetti. Yani Müslüman Türk insanının tüm erdemlerini üzerinde toplamış örnek bir kişilikti.

İslam’ın en güzel şekilde yaşanması onun en büyük dileği ve davasıydı. Bu gayeyle canla başla çalışmıştır. En karanlık anlarda bile kendini ön sıralara atmış, eline ilim fenerini alıp peşinden ilerletmiştir milletimizi. Cami cami, kürsü kürsü, minber minber dolaşarak hakkı anlatıp batılı yok etmeye adamıştır kendini. “Fatih Kürsüsünde” ve “Süleymaniye Kürsüsü” şiirleri onun bu çabalarının destanıdır. Ona göre yazdıklarının hiçbiri bir sanat eseri değildir. Aksine onlar dilsiz ve hisli yüreğinin acizlik gözyaşlarıdır. Mazlum Müslüman Türk insanının susmuş vicdanının sesidir.

İşte bu duyguları anlatır Mehmet Akif. “Hakkın Sesleri” ile Kur’an’ı, “İstiklal Marşı” ile bağımsızlığı, Seyfi Baba ile komşuluğu anlatır. “Küfe” şiirinde küçük bir çocuğun gözüyle bakar hayata, “Çanakkale Şehitlerine” şiirinde cepheyi getirir ayaklarımıza, “Ordunun Duası”yla aktarır bize, bir milletin sol yanında düğümlenen her cümleyi. Bizi bize anlatır.